Bel ve Bacak Ağrıları

Toplumun geneline baktığımızda bel ve bacak ağrıları oldukça sık görülmekte ve bu ağrıların en sık nedeni de bel fıtığı olmaktadır. Tabii ki her bel ağrısının nedeni fıtık değildir.

Bacak ağrılarına bacakta yer alan kasların aşırı zorlanması ve kemik yapılarında meydana gelen dejeneratif değişiklikler sebep olmakla birlikte, bel bölgesinden kaynaklanan yansıyan ağrılar da neden olabilmektedir.

Bel ağrılarının nedenlerine baktığımız zaman çoğunlukla aşırı zorlama, anatomik duruş bozuklukları, omurgada doğuştan yer alan eğrilikler, bel kayması, kireçlenme, omurga kanalında meydana gelen daralma gibi sebepler sayılabilir. Bunların yanında lomber bölgede oluşan enfeksiyonlar çeşitli romatizmal hastalıklar hastalıklar ve kanserler de sayılabilir.

Bel Ağrıları Yaşayan Biri Ne Zaman Doktora Gitmelidir?

Kısa süreli oluşan basit analjezik ilaçlar kullanılarak birkaç gün içerisinde iyileşen bel ağrıları endişe edilmesi gereken durumlardan değildir. Ancak 3 aydan uzun süren ve hayatı ciddi manada etkileyen ağrılar hakkında uzman bir hekimden destek almak oldukça faydalı olacaktır. Ayrıca aşağıda yer alan alert bulgulardan bir ya da birkaçını yaşıyorsanız durumunuzun bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

  • Yüksekten düşme veya geçirilmiş travma öyküsü
  • Gece uykudan uyandıracak şiddette devam eden bel ağrısı
  • İstirahat halinde bile sürekli yaşanan ağrılar
  • Günlük hareketlerde aşırı kısıtlılık
  • Bel ağrılarının bacakta yansıyan ağrılar olarak hissedilmesi
  • Bacakta zamanla meydana gelen uyuşma ya da karıncalanma hissi
  • Felç
  • İdrar ve gaita kaçırma
  • Malignite
  • Son 1 ayda diyet ya da egzersiz yapmadan aşırı derecede kilo kaybedilmesi

Bel Ağrılarında Uygulanan Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Öncelikli olarak her bel ağrısının fıtıktan kaynaklanmadığı akılda tutulmalıdır. Basit istirahat, ağrı kesici kullanımı ve hayat tarzı değişiklikleri ile birçok bel ağrısı hastalıklarının önüne geçilebilir. Bunların haricinde tedavi için uygulanan yöntemler şunlardır;

  • Farmakolojik tedavi olarak adlandırılan nonsteroidal antienflamatuar, antiromatizmal ve kas gevşetici ilaçlar
  • Ağrı olan bölgeye soğuk ya da sıcak uygulama, lazer tedavisi, kasları ve yıpranmış sinirleri uyarma yöntemleri gibi fizyoterapi ekolleri
  • Lomber bölgede korse kullanma ve ağrı bantları yapıştırma
  • Ağrılı bölgeye masaj uygulamaları
  • Enjeksiyonlar
  • Çeşitli egzersiz uygulamaları
  • Cerrahi tedavi

Yukarıda saydığımız tedavi yöntemleri genel olarak kullanılmakta, fakat çoğu bel ağrısının nedeninin mekanik kaynaklı olduğu akılda tutularak hayat tarzı değişikliğine gidilmesi akılcı çözümler arasındadır. Günümüzde cerrahi yöntemlerin kullanımı oldukça azalmış, fizyoterapi yaklaşımları ile birçok bel ağrısı sorunu çözüme kavuşturulmuştur.

Lomber Disk Hernisi (Bel Fıtığı)

Bel ve bacak ağrısının en sık sebeplerinden olan bel fıtığı, omurlar arasındaki disklerde meydana gelen dejeneratif değişiklikler sonucunda oluşur. Diskler, kıkırdak yapıda olduğu için buraya uygulanan zorlayıcı kuvvetler ya da  oluşan yırtılmalar, zamanla fıtıklaşma meydana getirecek ve lomber bölgede künt ağrılar hissedilecektir. Bele esneklik sağlama görevini yerine getiremeyen diskler, daha da yıpranarak kronik bel ağrılarına yol açabilir.

Bel Fıtığı İçin Risk Etmenleri

  • Düzensiz yaşam tarzı yanlış beslenme sigara ve alkol kullanımı
  • Yaşlandıkça disklerin içeriğindeki su miktarının azalması ve azalan bu miktarın takviye edilmemesi
  • Aşırı zorlama ve anatomik kötü duruş
  • Künt travmalar
  • Ağır kaldırma ve ani hareketler

Bel Fıtığı Tanısı

Şiddetli denecek düzeyde bel ağrısı şikayetiyle doktora giden hastaya uygulanacak muayene, laboratuvar testleri ve radyolojik görüntüleme yöntemleri sonucunda bel fıtığı teşhisi konulur. Bazı durumlarda nörolojik muayene ve EMG de teşhise yardımcı olmaktadır.

Bel Fıtığı Tedavisi

Basit bel ağrıları istirahatle ve ağrı kesici kullanmakla geçmekte, kronik ağrılarda ise bir takım tedavi prensipleri uygulanmaktadır.

Antienflamatuar ilaçlar kas gevşeticiler spinal enjeksiyon fizik tedavi yöntemlere uygulanarak bel fıtığı tedavisi sağlanabilir. Eğer hasta tüm bunlara yanıt vermiyorsa cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Bel fıtığını oluşmadan önleyebilmek için, yaşam tarzı değişikliğine gitmek ve lomber bölgeyi aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmak doğru davranışlar arasındadır.


Dejeneratif Disk Hastalığı

Dejeneratif disk hastalığı, disk dokusunun bozulması sonucunda oluşur. Fıtıklaşmadan tamamen farklı olan bu hastalık, radyolojik görüntülerde belirtiler vererek kolayca tanınabilir.

Nedenler arasında, disk içerisinde su içeriğinin azalması, çeşitli enfeksiyonlar, sigara kullanımı, kalıtsal yatkınlık gibi maddeler sayılabilir. Bu maddelerden diskteki su içeriğinin azalması oldukça önemlidir. Çünkü yaşlanma ile birlikte azalan su miktarı disklerde daha kolay bozulmalara yol açacaktır.

Dejeneratif disk hastalığında en yaygın bulgu bel ve bacaklarda görülen dayanılmaz ağrılardır. Yaşanan bu ağrılar pozisyon değiştirmekle ya da istirahatle geçmez. Günlük hayatı oldukça olumsuz eskiler ve hastalarda bir takım psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir.

Tedavi

Dejeneratif disk hastalığında, bel ağrısı 6 aydan uzun sürüyor ve hastalara uygulanan fizyoterapi, steroid enjeksiyonlarına yanıt yoksa cerrahi tedavi düşünülebilir.

Asıl yapılacak olan, hastalığa yakalanmadan korunmak için günlük hayatta bol su içilmeli ve bel bölgesindeki kaslar güçlendirilmelidir. Ayrıca aşırı kilolu olan hastalara kilo vermeleri yönünde destek sağlanmalıdır.

Faset Sendromu

Omurga hareketi düzenli şekilde kas ve sinirlerin koordinasyonundan oluşmaktadır. Lomber bölgede yer alan faset eklemlerin dejeneratif değişiklikler sonucunda faset sendromu tablosuyla karşılaşmaktayız. Bu haftalık bir mekanik instabilite oluşturduğu için hastalar bel ağrısı şikayeti ile gelecektir. Tüm popülasyonun %15-40’ı faset sendromundan yakınmaktadır.

Lomber bölgede yer alan faset eklemlerin asıl görevi; gövdenin fleksiyon ve ekstansiyon hareketleri sırasında stabilizasyonunu kontrol etmek ve omurlar arasındaki disklerde herhangi bir burkulmaya engel olarak anahtar kilit uyumu sağlamaktır. Bu faset eklemler fleksiyon yaparken aşırı derecede rotasyon hareketlerini sağlayamazlar ve kolayca dejenere olabilirler. Omurgada yer alan faset eklemlerin yukarıdan aşağıya doğru inildikçe taşıyabilecekleri yük miktarı artmıştır. Taşınabilecek maksimum kapasite belli olduğu için aşırı yüklenme yapmamak, bel sağlığınız açısından yerinde bir karar olacaktır.

Faset Sendromu Nasıl Oluşur?

Faset eklem sendromunun temelinde dejenerasyonu oluşturan travmalar, aşırı fleksiyon-rotasyon hareketleri gibi duruş bozuklukları yer alır. Bu dejenerasyon en çok L4-L5 faset eklemlerini tutar. Eğer doğuştan bir faset eklem anomalisi mevcutsa dejeneratif değişiklikler daha kolay oluşacaktır.

Diskte oluşan dejenerasyon sonucunda disk aralığı azalır. Bunun sonucunda da fasetlere binen yük artışı bu hastalıktaki esas patolojiyi açıklar. Zamanla inflamasyon sonucunda osteofit ve osteoartritler oluşarak belde ağrı sebebi olabilir.

Faset sendromunda yaşanılan bel ağrısının bu hastalık için belli bir spesifitesi yoktur. Ancak ağrı genelde bilateraldir ve radiküler bir yayılım göstermez. Dizlerde de ağrı olmaması tanı açısından yol gösterici olmaktadır.

Faset Sendromu Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Akut sendromda analjezikler kullanılarak birkaç gün yatak istirahati önerilir. Lumbosakral bölgeye korse kullanmak faydalı olacaktır. Basit analjeziklere cevap alınamayan vakalarda opioid denenebilir. Ayrıca uygun hastalara faset eklem enjeksiyonu ve denervasyonu yapmak da oldukça rahatlatıcı olmaktadır. Bu uygulamalara yanıt alınamayan hastalarda cerrahi tedavi tercih edilmekte fakat yeterli takip olmaması nedeniyle güvenilirliği oldukça düşük olmaktadır.

Spinal Stenoz (Omurga Kanalının Darlığı)

Toplumda genellikle ileri yaş insanları tutan ve omurlar arasındaki disklerde daralma sonucu oluşan spinal stenoz , ileri derecede bel ağrısına sebep olur. Medulla spinalis içerisinden sinirler geçtiği için spinal stenoz hastalığında esas fizyopatoloji, daralma sonucunda sinirlere olan bası neticesinde gerçekleşir. Yaşlanma ile birlikte sıvı miktarının azalması eklemlerde kireçlenmelere yol açacağından mevcut tabloyu daha da kötüleştirerek hastalarda birtakım nörolojik problemlere yol açar. Bacaklarda uyuşma ve karıncalanmalara yol açarak yürümede aksaklıklara sebep olur. Hastalar genellikle egzersiz halinde şikayetlerinin arttığını ve ancak dinlenmekle rahatlama sağladıklarını söylerler. Peki omurga kanalında darlık olduğunu nasıl anlarız? Basit bir bel röntgeni ile spinal stenoz tanısı kolaylıkla konulabilir. Röntgen ile dejenerasyon ve daralma görüntülenir fakat en kesin tanı manyetik rezonans görüntüleme yöntemi ile konulur. Eğer gerekirse ileri vakalarda tomografi ya da myelografi yöntemlerinden de yararlanılabilir.

Spinal stenoz tedavisinde hastalara basit analjezikler, kas gevşetici ilaçlar, fizyoterapi gibi yöntemler uygulanmaktadır. Eğer hastanın ağrıları devam ederse transforaminal ve intraluminal steroid enjeksiyonları yaparak bel ağrısı şikayetlerinin biraz rahatlamasını sağlarız. Tüm bunlara rağmen hasta bel ağrısı şikayetleri yaşamaya devam ederse, cerrahi tedavi yöntemi ile dar kanalı açarak omurgayı rahatlatma yöntemi uygulanmaktadır.

Sakroiliak Ağrı

Sakroiliak bölge omurga ile kalça ve bacaklar arasında yer alır ve buradaki basıncı dengeleyerek yük aktarımı sağlar. Bu bölgedeki ağrılara sıklıkla mekanik problemler neden olur. Sakrum kemiği travma sonucunda kırılabilir. Bel fıtığı ile sıklıkla karıştırılabilecek bir rahatsızlık olan sakroiliak ağrı genelde aşırı yük kaldırma ve öne doğru eğilme ile artar. Belin alt bölgesinde ve kalça etrafında hissedilen ağrı hastalar tarafından dile getirilmektedir. Tanısında ise radyolojik yöntemlerden olan basit radyografi bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans yöntemi kullanılır. Sakroiliak ağrı tedavisinde ise analjezik ilaçlar ile buz uygulama ilk etapta hastalara uygulanan yöntemlerdir. Fizyoterapi tedavileri de yeterli gelmezse lokal anestezi ile sakroiliak bölgelere steroid enjeksiyonu yapılır. İleri vakalarda radyofrekans termokoagülasyon tedavisi de uygulanır.

Siyatik-Piriformis Sendromu

Siyatik piriformis sendromu, vücuttaki en uzun sinir olan siyatik sinirin, musculus piriformis içerisinden geçerken basıya uğraması sonucunda görülen bir hastalıktır. Hastanın yaşam standardı oldukça düşmekte ve ağrı kalçadan başlayarak bacaklara doğru yayılmaktadır. En belirgin özelliği kalçada ağrı hissi ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma oluşmasıdır. Diğer bel ağrısı yapan sebepler arasında sert zeminde oturmakla ve bacak bacak üstüne atmakla kalça ağrısı artar.

Bu hastalığın nedenleri arasında piriformis kasına mekanik travma, aşırı egzersiz yapılması ya da hareketsiz yaşam tarzı ve doğuştan anatomik bozukluklar yer alır. Eğer sizlerde kuyruk sokumundan başlayan, bacaklara doğru yayılan ve hareketle düzelen istirahatle artan bir ağrı yaşıyor iseniz bir hekime başvurmanız da yarar olacaktır.

Hastalığın tanısı basit görüntüleme yöntemleri, manyetik rezonans ve bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik uygulamalar ile rahatlıkla konulabilir. Siyatik piriformis sendromu tedavisinde, vücuttaki kas spazmlarını azaltan ve piriformis kası kuvvetlendirme egzersizleri yanında çeşitli analjezik ve kas gevşetici ilaçlar da uygulanabilir. Bölgeye lokal anestezi yardımıyla kortikosteroid enjeksiyonu akut ağrı’ya azaltmaya yöneliktir. Bu tedavilere yanıt alınamayan hastalarda botoks uygulaması tercih edilebilir. Son yıllarda uygulanan osteopatik manipülatif tedavi, BTX-A enjeksiyonları ve iyontoforez yöntemleri de oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.

Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu

Hastaların bel ağrısı şikayeti sonucunda özellikle bel fıtığı gibi rahatsızlıklarda cerrahi tedavi uygulandıktan sonra semptomların regresyon göstermemesi aksine daha daha ilerlemesi neticesinde başarısız bel cerrahisi sendromu yaşanır. Uzman cerrahların elinde başarısız bel cerrahisi sendromu yaşama oranı %3-5 olmaktadır.

Peki başarısız bel cerrahisi uygulanan hastaları nasıl tespit ederiz?

  • Hastalar özellikle bel fıtığı ameliyatlarından sonra tekrar doktora başvurmaktadır. Fıtık ameliyatları esnasında disk mesafesinin iyi temizlenememesi sonucunda nüks eden fıtıklar, hastalara daha sonrasında yine bel ağrısı yaşatmaktadır.
  • Ameliyat esnasında cerrah birden fazla fıtık gördüyse ve sadece sorun yaratan fıtığı aldıysa, operasyon sonrasında hasta yeterli bilgilendirilmediği için başarısız bir cerrahi geçirdiğini düşünecektir.
  • Hastalar bel fıtığı ile birlikte spinal stenoz şikayeti de yaşayabilmektedir. Ameliyat esnasında spinal stenoz için herhangi bir müdahalede bulunulmadıysa operasyon sonrasında hasta tekrar bel ağrısı şikayeti dile getirecektir.
  • Bel fıtığı ameliyatı başarılı geçse de daha sonrasında yeni fıtıklar, spinal stenoz ya da bel kayması oluşabilir.

Yukarıda sayılan sebeplerden dolayı bel cerrahisi operasyonlarından sonra hastalar tekrar bel ağrısı yaşayabilmektedir. Bu sorunun önüne geçebilmek için hasta hekim koordinasyonunun tam olması son derece önemlidir. Elbette başarısız uygulama yaşanma ihtimali cerrahın tecrübesi ile minimal düzeylerde olmaktadır.